top of page

Şehir

Updated: 6 days ago

Sır, tutulmak ister.


Şehir kuşatılmak.


Hüznümle napacağımı bilmiyorum bazen. Her zaman böyle olmuyor ama olduğunda da çıkarıp atamıyorsun. Yağmurdan kaçamıyorsun.


Günler boyunca bir şehrin bana konuşmasını bekledim. Bir soluk bir ses, seda, bir veda.


Beklediğim her şeyi belki bir belki bin ömürdür bekliyorum, bilmiyorum. Beklediğim beklentim olduğu anlamına gelmiyor, hayır. Belki bir belki bin ömür çünkü kaç yaşımda olduğumu bilmiyorum, hiçbir zaman bilmedim. Babamın benden büyük olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Kaç ömür yaşadığımın, kaç çocuk doğurduğumun, kaç aşık öldürdüğümün, kaç şehir yaktığımın sayısını tutmadım.


İnsan bir şehre adım attığında o şehrin kendini tutmasını, kuşatmasını bekliyor. Bunun olması için mi gittim kardeşimle buluşmak için mi bilmiyorum, gittim mi gerçekten bunu da bilmiyorum. Ne oradalığımı ne buradalığımı anlayabiliyorum.


İki şey yakınlaştıkça aralarındaki mesafe azalmıyor. Bu bir hakikat. Her şey o ufacık, o devasa mesafede olup bitiyor. Yakınlaşıyorsun ama temas edemiyorsun. Ne şehre, ne şehir bana, ne ben bana.


İnsanların hakikatleri mi beni mahveden kendiminki mi?


Bir yandan canım yanıyor, bir yanım yandığı yere gömülmek istiyor, bir yanda kendini bırakmak istemeyen tarafım, bir tarafta gömülmeyi kendime yakıştıramayışım. Salmayacağım kendimi. Canımın acısı peki?


Bunları yazıyor olman, ad koymanı, sembolize etmeni, yaşadıklarını işler hale getirebilmeni sağlıyor diyen yanım, sus, yalvarırım sus.


Şehirle ilgili tüm hayallerim, benden, yüreğimden çıktı, döndü, bağrıma saplandı. Söküldü, söküldüm, geri saplandı.


Gezdim ve gördüm. Görüldüm ama gezilmedim.


Beni tutmayan beni kuşatmayan bir şehri nasıl kuşatabilirim.


Sırrım kanıyor.

Sırrım kanıyor.

Sırrım kanıyor.

 
 
 

Comments


bottom of page